Bahçemiz

Nesin Vakfı Bahçesi

Vakıf binası 14 dönümlük bir bahçe içindedir.

Nesin Vakfı Bahçesi

Bir şehirde hayal bile edilemeyecek doğayla içiçe bir alan.

Nesin Vakfı Bahçesi

Bahçemizde neler neler var... Hindiler, ördekler, tavuklar, güvercinler, sülünler, tavus kuşları... Büyük ve ortabaş hayvanlarımız için bir çiftlik kurduk.

Nesin Vakfı Bahçesi

Aziz Nesin Vakf'a bir havuz yaptırmak istemişti hep. Olimpiyat ölçütlerinde hem de... Olmadı. Ölümünden hemen sonra bir havuz yaptırdık Vakf'a. Çocuklarımız da çalıştı havuzun inşaatında elbet.

Nesin Vakfı Bahçesi

Olimpiyat ölçütlerinde değil belki ama bize bol bol yetiyor. Sağda gördüğünüz bonkör dut ağacımızdır. Önplandaki yeşillikler şimdi çok daha büyükler. İlkbaharda çılgına dönüyorlar.

Nesin Vakfı Bahçesi

Her ne kadar uzun yaz tatillerinde deniz kenarına gitsek de, bir havuz her eve lazım. (Bu gördüğünüz çocuklar kocaman oldular şimdi.)

Nesin Vakfı Bahçesi

Havuzumuzun duvarına Alman dostlarımızla bizim çocuklar birkaç yıl önce olağanüstü güzellikte bir duvar resmi yaptılar. Yıldan yıla renkler soluyor. Yaşam bu, yapacak bişey yok!

Nesin Vakfı Bahçesi

Vakf'a daha yeni gelenler dışında bütün çocuklarımız yüzme bilirler. Yazın havuzdan çıkmak bilmezler.

Nesin Vakfı Bahçesi

Çocuk bahçemiz Don Kişot heykelimizin yakınında. Görebiliyor musunuz heykeli? Atın bacakları görünüyor sadece. Tunç Ergüden'in bir yapıtı.

Nesin Vakfı Bahçesi

Çocuk bahçemiz de var elbet. Eda Karaatlı dostumuzun emeğiyle...

Nesin Vakfı Bahçesi

Don Kişot heykelimiz... Istikamet Vakıf!

Nesin Vakfı Bahçesi

Bahçede başka heykellerimiz de var. Sanatçımız Süleyman Cihangiroğlu'nun yapıtını görüyorsunuz.

Nesin Vakfı Bahçesi

Basket sahamız bile var... Ama... Ne yazık ki açıkta. Kışın spor yapamıyoruz. Hiç olmazsa yağmurlu havalarda spor yapabilmek için bu açıkhava spor salonumuzu yarıkapalı bir spor salonuna dönüştürmek istiyoruz. Parasal destek aranıyor...

Nesin Vakfı Bahçesi

Bahçemiz baharda olağanüstü olur. Hiç abartısız, insan kendini cennette hisseder, o kadar güzeldir. Mozaiklerle bezenmiş piknik masaları yapacağız bu sonbaharda.

Hayvanlarımız

Nesin Vakfı'nın eğitim felsefesinin en önemli öğelerinden biri üretime yönelik olmasıdır.

Biz, tükettiğinden fazla üreten bireyler yetiştirmek istiyoruz. Büyükbaş hayvanlarımız için bir çiftlik kurmak zorunda kaldık. Hem Vakıf arazisinde hem de çiftliğimizde organik sebze ve meyve yetiştiriyoruz.

Sağlıklı beslenmek bizim için yaşamsal önemdedir.

İneklerimiz ve Boğamız
Yıllar önce Aziz Nesin'e bir dostu çok asil bir inek hediye etmişti. Aziz Nesin adını Sultan koymuştu. Aziz Nesin'le Sultan çok sevişirlerdi, hatta birlikte spor yaparlardı.

Aziz Nesin'in ölümünden sonra bize öyle soylu inek hediye edecek dostumuz kalmadığından, biz de kendi olanaklarımızla birkaç yıl önce çok yaşlı bir inek aldık, sokak ineği türünden. Kelepirdi elbet... İneğin verem olacağı aklımıza gelmemişti. Öte yandan gebeymiş, bunu bilmiyorduk, sürpriz oldu.

Adını Mersedes koyduk. Mersedes'i çok sevdik. Ama gerçekten Mersedes de sevilecek ineklerdendi. O kadar cana yakındır ki... Sanki inek değil de kedi. Mersedes, iyileşebileceği kadar iyileşti, tüyleri parladı, semirdi, bakışları canlandı.

Ve günü geldi Mersedes doğurdu. 1 Ocak 2000 günü nurtopu gibi bir kızımız oldu. Adını Milenya koyduk haliyle. Milenya annesinin iki misli oldu. Yaşlı Mersedes'i ne yapacaktık? Bir daha doğuramaz, dayanamaz dendi, kesmek gerekir dendi, kasaba satalım dendi. Kıyamadık.

Bir daha boğaya verdik. Gene doğurdu... Böylece üçüncü ineğimiz Cilveli de doğdu. Bu arada Milenya da doğurdu, Mersedes'in torunu oldu yani, ama bu kez şansımız yaver gitmedi, bir boğa doğdu. Boğayı büyütüp sattık. Şimdi dört ineğimiz var.

Söylemeyi unuttum, sütümüz, peynirimiz, kaymağımız, yağımız bizim kendi ineklerimizden. Çocuklarımızın birçoğu inek sağmasını bildikleri gibi, ineğe ebelik de yapabilirler.

Koyunlarımız ve Koçlarımız
Bir zamanlar kırka yakın koyunumuz vardı. Çok geliyordu araziye. Azaltmak zorunda kaldık. Sonra çiftliği kurduk. Gene çoğaldılar. Şu an (Mart 2006) 39 tane koyun, kuzu ve koçumuz var. Doğurduklarında Vakfımız neşeyle dolar. Minik kuzuları çocuklar karşı çıkmasak yataklarına alacaklar...

Hindilerimiz
Yılbaşında afiyetle yedik. Hayatımızda yediğimiz en güzel hindiydi. Beş altı tane kaldı. Çoğaltacağız. Altlarına tavuk yumurtası koyarız, farkına bile varmazlar, onlar da memnun biz de...

Ördeklerimiz
Çoluk çocuk hep birlikte güzel bir ördek havuzu yaptık, resim paleti şeklinde, içi mozaikle kaplı. Şu anda (Mart 2006) 6 ördeğimiz var.

Tavuk ve Horozlarımız
Yedi yıldır uğraşıyoruz tavukları yumurtlatmak için. Galiba en sonunda emeklerimizin sonucunu alıyoruz. Tavuk yumurtalarını (daha geniş olan) hindilerin altına koyduk. Böylece yüzlerce piliç elde ettik. Piliçler tavuk olmaya başladılar ve her gün onlarca yumurta elde ediyoruz. Yakında yumurta sayımız artacak. Mart 2006 notu: Yumurta satıyoruz bile!

Tavus Kuşlarımız
Hamdi'yle Fitnat. Ne yazık ki Hamdi bir hastalıktan vefat etti. Yerine yenisini alacağız. Sanatçımız Süleyman Hamdi'den bir ex libris yaptı.

Tavşanlarımız
Vakfımızda birçok tavşan evimiz var. Yıllarca yüzlerce tavşanımız oldu. Bir hayvan bir gecede hepsini öldürdü. Yenilerini alacağız.

Güvercinlerimiz
Bazıları akla durgunluk verecek beyazlıkta. Abuzer'in sorumluluğunda.

Köpeklerimiz
Bize bir şey yapmazlar. Aslında kimseye bir şey yapmazlar ama görünüşleri oldukça korkutucudur.

Kedilerimiz
Benim bildiğim sadece iki tane. Kelebeklerimiz, ateş böceklerimiz, solucanlarımız... Sürüsüne...

Atlarımız
Komşumuzun. Derdi yok keyfi var. Sütçü beygiri değil bunlar, yarış atları...

Kazlarımız
Yok. Çocuklar için tehlikeli olacağından korkuyoruz.

Arıcılık
Bu da yok. Çiftliğimizde olacak ama.