Türkiye'nin Nesin Vakfı'na ihtiyacı var

GAMZE DEMİRDAĞ

Nesin Vakfı, geleneksel hale getirdiği Mayıs toplantısını, cumartesi günü yurttaşların ve gönüllülerin katılımıyla gerçekleştirdi. Aziz Nesin 'in, İşçi Bayramı'nın yasaklı olduğu yıllarda, Çatalca'da kendisinin kurduğu Nesin Vakfı'nda 1 Mayıs günü dostlarına verdiği yemekli toplantılar, ölümünden sonra da devam etti. Aziz Nesin'in oğlu ressam Ali Nesin , daha önce 1 Mayıs'ta yapılan kır toplantılarını Mayıs'ın ilk cumartesi günü olarak belirlediklerini söyledi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı kır toplantısında Onur Akın, Hüseyin İlbey ve Ruhi Su Dostlar Korosu saz dinletisi sundu. Şiirlerin okunduğu yemekli toplantıda vakıf öğrencileriyle sohbet edildi.

Aziz Nesin'in 5 Temmuz 1995 tarihinde ölümünden sonra vakfın sorumluluğunu üstlenen Ali Nesin ile vakıftaki çocuklar hakkında görüştük. Nesin, çocukları alma koşullarını şöyle sıraladı: ''5-6 yaşlarında, okul çağına gelmemiş, kimsesiz ya da ekonomik durumu kötü olan ve görünürde sağlık sorunu olmayan çocukları alıyoruz. Çünkü onlarla ilgilenecek sağlık elemanımız yok.''

Nesin, Çatalca'ya 1 kilometre uzaklıkta bir ilköğretim okulu yapmak istediklerini belirterek 1 milyon dolara ihtiyaçları olduğunu, bunun sadece 50 bin dolarını temin ettiklerini ifade etti. 22 dönümlük bir arazide ceviz diktiklerini, ilköğretim projesinden başka ''Aziz Nesin ve Çağdaşları Müzesi'' , ''Aziz Nesin Kütüphanesi'' , arşiv ve tiyatro projelerinin olduğunu kaydeden Nesin, çocukların da kendilerine bakacak anneye ihtiyaçları olduğunu belirterek ''Zor durumda değiliz. Burası bizim evimiz olduğuna göre tabii ki sıkıntı çekeceğiz. Bugün Türkiye'de emeğiyle geçinen hangi aile sıkıntı çekmiyor' ' diye konuştu.

Çocukların geleceği

Vakfın Müdürü Sezai Güngör ve çocukların anneliğini üstlenen eşi Nuran Güngör 'ün yaşamları vakfın içinde geçiyor. Sezai Güngör, amaçlarının çok çocuktan ziyade iyi eğitimli çocuklar yetiştirmek olduğunu belirtti.

Nesin Vakfı Koruma Derneği Genel Sekreteri ve kır toplantısının organizatörü Ayten Targan , kitap satışlarının azaldığını belirterek geleceğe yatırım anlamında yardıma ihtiyaçları olduğunu vurguluyor ve vakıflar içinde en zengini olduklarını da sözlerine ekliyor. Çatalca civarında 30 dönümlük araziye kurulacak olan ilköğretim okulu projesinin nedenlerini ise daha özgür, kişilikli insanlar yetiştirmek şeklinde açıklayan Targan, diğer okullarda çocukların kişiliksizleştirildiğini ve yıpratıldıklarını söylüyor.

Kır yemeğine katılan Solak ve Soytarı dergisi çalışanları Fenni Özalp, Erdal Belenlioğlu, Kemal Cem, Ömürden Bakaçhan, Emre Bayram, Öğünç Ersöz, Yavuz Utkun , çocuklara dergilerini getirdiklerini ve onların yanında olduklarını göstermek için burada olduklarını anlatıyorlar. Mayıs toplantısına katılan Çaresiz Hareketi Sözcüsü Başar Yaltı , devletle birey arasındaki boşluğun azaltılması gerektiğine dikkat çekerken, sivil toplum örgütlerinin dayanışmasıyla demokrasinin önünün açılacağını kaydediyor. Çaresiz Hareketi'nden Haluk Gülsoy ise Aziz Nesin'in, vakfı kişisel çabasıyla kurduğunu vurgulayarak Nesin Vakfı'nın mutlaka yaşatılması gerektiğine dikkat çekiyor. Toplantıya katılan diğer bir grup, Merdivenköy Sivil İnisiyatifi. Toplantıya ailesiyle gelen ses sanatçısı Onur Akın ise ''Daha çağdaş, özgür bir dünya istiyorsak, bunu da çocuklar yaratacaksa, Nesin Vakfı bu anlamda bir kaledir. Türkiye'nin aydını buradan yetişecek. Bu yüzden ayakta kalmalı. Bizler de bir Aziz Nesin çocuğuyuz. Onun kitaplarını okuyarak büyüdük, yaşam felsefesini, değerlerini aldık'' diyor.

Çocuklar: Burası bizim evimiz

Süleyman Cihangiroğlu vakfa Şırnak'tan 13 yaşında gelmiş. Şu anda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü 3. sınıfta okuyor. 10 kardeşi olan Süleyman, vakıfta akademik eğitimden çok hayata dair eğitimin verildiğini söylüyor. Süleyman, Türkiye'de her hangi bir çocuktan çok daha iyi yetiştirildiklerini belirterek ''Aziz Nesin'le dede-torun ilişkisi içindeydik. O, akşamları çocuklarına şeker veren insandı. Aziz Dede bizi evimizden uzak hissettirmemeye çalıştı. Nesin Vakfı çocukları farklı bir statüdeler, çünkü kapsamlı bir eğitim alıyoruz. 30 bin kitaplık bir kütüphanemiz, mutlu bir ortamımız var. Ve en önemlisi, Aziz Nesin gibi bir insanla yaşadık. Benim evim burası'' diyor. Süleyman, kendi ya da ailesinin isteğiyle çok çocuğun ayrıldığını belirterek burs verilen bazı çocukların eğitimlerini tamamladıktan sonra aramadıklarını söylüyor. Süleyman'a göre aileler ekonomik durumlarını iyileştirinceye kadar çocuklarını bırakıp daha sonra alıyorlar.

Türkan Öztürk 18 yaşında ve Çatalca Çok Programlı Lisesi'nde okuyor. 6 yıldır vakıfta yaşayan Türkan, Ordu'dan geliş nedenini Alevi-Sünni çatışmasına bağlıyor ve ekliyor: ''Okuyan kızlara iyi gözle bakmazlar.'' Aziz Nesin'i ilk defa 'Bir Sürgünün Anıları' kitabıyla tanımış. Türkan, düşlerindeki yazardan çok farklı biriyle karşılaştığını anlatıyor: ''Ben çok ciddi birini bekliyordum. Onu ilk gördüğümde şortlu, sıradan biriydi ve çocuklara şeker dağıtıyordu.'' Nesin'in odasının anahtarı hâlâ Türkan'da ve odayı temizleme görevini o üstlenmiş. Nesin'in düşlediği yaşamı sürdürdüklerini anlatan Türkan, diğer çocuklardan farklı olduklarını, onlarla zevklerinin uymadığını belirtiyor. Vakıfta küçük bir çocuğun bile klasik müzik dinlerken, aileleri olan çocukların yozlaşmasını anlayamadığını dile getiriyor. Türkan, Nesin'in ölümünden sonra ilginin azaldığını vurgulayarak ''Aziz Amca zamanında tiyatroya, konsere çağrılırdık ve en önde izlerdik. Şimdi biz kendimizi davet ettiriyoruz. Anladım ki tüm bunları bizim için değil Aziz Amca için yapıyorlarmış'' diyor ve ekliyor: ''O hep şöyle derdi: Türkiye'nin, Nesin Vakfı'ndaki insanlara ihtiyacı var.'' O bizim kişiliğimizi oluşturdu.

Turgay 10 yaşında ve vakfa bu yıl gelmiş. Üvey annesinin kendisini dövdüğü zamanlarda sokağa kaçtığını, babası tarafından çalıştırıldığını anlatıyor:

Ferman Batırer 13 yaşında ve en büyük ideali pilot olmak. 4 yıldır vakıfta kalıyor. Anne ve babası ölmüş. Babası sağlığında tüm parasını içkiye yatırıyormuş. Vakıfta olmanın, diğer çocuklar arasında olumsuz bir etki yaratmadığını söyleyen Ferman, sadece okuldaki arkadaşlarıyla çok kavga ettiğinde kimsesizliğinin yüzüne vurulduğunu anlatıyor.

Erdal Atış 11 yaşında. Çatalca'da Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu 2. sınıfa gidiyor. Ailesinin ekonomik durumu kötü olduğu için buraya gelmiş. Bir süre sokaklarda kaldığını ifade eden Erdal, şimdi mutlu olduğunu söylüyor.




Yeniden ARA-BUL

[BU BELGENIN ANA SAYFASINA GECIS]


Garildi 1.0 Aybim Bilgisayar Tic. Ltd.tarafindan hazirlanmistir. Yorum ve Onerileriniz icin : garildi@yore.com.tr