2001 Ocak

Sevgili Nesin Vakfi Dostlari,

Yeniyila gene Vakfimizda dostlarimizla birlikte girdik. Sabaha kadar yedik içtik, sarkilar, türküler söyledik, 1960'larin müziginde büyük küçük tam anlamiyla çilginlar gibi sabaha kadar tepindik, öyle eglendik ki tombalaya bile zaman kalmadi... Dededen kalma bir aliskanlikla biz hediyeyi bol tutariz. En çok da küçüklere veririz elbet.

20 Aralik'ta da Aziz Nesin'in 85. dogumgününü kutladik. Bir Rum tavernasinda, ama tabak kirmadan... Üç yüzü askin dostumuzla sicacik bir yemek ortaminda bulustuk. Kadehimi - artik geleneksel oldugu üzere - "Aziz Nesin'in sagligina" kaldirarak geceyi açtim. Demirtas Ceyhun kendine özgü sohbet biçemiyle Aziz Nesin'li anekdotlar anlatarak gecemizi neselendirdi. Kötü ses düzeni, Sadik Gürbüz'ün sazindan sözünden etkilenmemizi engelleyemedi, Sadik Gürbüz uzun uzun alkislandi ve üç kez bis yapti. Vakif kizlarimizdan Türkan, köyünden iki yanik türkü söyledi, sazsiz, çiplak sesle. Gencecik iki yetenekli müzisyen, Evrim Özsuca ve gitarist arkadasi
Kerem cazla kanimizi kaynattilar. Mezzo soprano Sema tek basina bir orkestraydi; caz, klasik, tango, halk türküsü, siir, dogaçlama. Esi benzeri görülmemis bir alasim, üstelik çalgisiz. Büyülendik. Mümtaz Sevinç, gece boyunca Aziz Nesin'den ve Nazim Hikmet'ten siirler okudu. Sunucumuz Nevzat Senol'du. O gece çok az su içildi.

Gecenin bir baska hos tarafi da elde ettigimiz gelirdi. Birikmis paramizi da ekleyerek, Harbiye'den küçük bir daire aldik. Bu daireyle birlikte Nesin Vakfi'nin sahip oldugu konut sayisi on yediye yükseldi - bunlardan on üçü Aziz Nesin'in ölümünden sonra (son 4,5 yilda) alindi. Bos zamanlarimi emlakçilik yaparak degerlendiriyorum. Nihai emelimizin Beyoglu'nu ele geçirmek oldugu söylentisi dogru degil, ama hos bir fikir dogrusu. Hesaplarima göre, Aziz Nesin'in kitap satislarindan ve dostlarimizin bagislarindan bagimsiz yasayabilmesi için, Nesin Vakfi'nin topu toplami 40 konuta gereksinimi var...

Geçen yil bizim için oldukça büyük sayilabilecek bir girisimde bulunduk: Yirmi iki dönümlük bir arazimize 220 ceviz fidani diktik. Ve bunu en bilimsel yöntemlerle yaptik. Türkiye'de cevizcilik üzerine yazilmis bütün kitaplari (2 tane) okudum ve konunun uzmanı herkesle (3 kisi) konustum. Bilimsel yaklasim beklenen sonucu verdi ve bir ikisi disinda fidanlar tuttu, hatta ceviz verenleri bile oldu. Yarim metrelik bir ceviz fidaninin tepesindeki tek bir cevizin bunca haz verecegini bilmezdim, bu mutlulugu da tatmis oldum. Ancak cevizlerimizi yiyemedik, çalindilar! Bu fidanlar ulu agaç olup ceviz verecek, hirsizlardan kurtarabildiklerimizi toplayip kurtlanmadan satacagiz ve böylece Nesin Vakfi her yil 20 bin dolar kazanacak. Hep birlikte görecegiz, on dokuz yil sonra.

Güzel bir haber daha: Daha Türkiye'de hiçbir okula, parka, alana, caddeye, sokağa Aziz Nesin adı verilmemisken Berlin'de bir Avrupa okuluna verildi. 24 Subat'ta okulun açilisi var. Biz de Çatalca'da 36 dönümlük bir arazimize "Aziz Nesin Ilkögretim Okulu" kuracagiz. Adina yakisan bir okul ve egitim sistemi tasarliyoruz. Ayrintilar gelecek aylarda.

23 Nisan'da da tiyatromuzun açilisini yapmaya çalisacagiz. Çalismalar devam ediyor.

Nesin Vakfi'ni düsünerek - özellikle yilbaslarinda - Milli Piyango bileti alan ya da loto oynayan çok dostumuz var. Bilet paralarinin dogrudan Nesin Vakfi'na verilmesinin daha yararli oldugu hem matematiksel hem de deneysel olarak kanitlanmistir. Sabancilarin, Koçlarin, Dogramacilarin ve bilumum bol sifirli zenginlerin vakif, üniversite, yurt, hastane, sanat merkezi, müze kurduklari ülkemizde, iyilik yapmak için çok zengin olmak gerektigi izlenimi yerlesmistir. Nesin Vakfi bunun ender karsiörneklerinden biridir.

Çocuklarimiz saglikli ve mutlu. Bizde yaramazlik yok degil çok, neyseki çocukça ve olagan yaramazliklar.

Pek yakinda kulaginiza bir mö notasi çalinirsa, bilin ki Mercedes dogurmustur.

Nesin Vakfi çocuklari ve çalisanlari adina tüm dostlarimizin yeniyilini kutlar, en iyi dileklerimi sunarim. Nice yillara...

Ali Nesin

Nesin Vakfi Yönetmeni