2004 Mayıs

Mayis 2004

Sevgili Dostlar,

Uzun zamandir yazmadim. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu SHÇEK’e açtigimiz davanin sonuçlanmasini ve temyiz süresinin dolmasini bekledim.

Anımsarsanız SHÇEK, “parayı siz bize verin, Vakf’i biz isletelim” diye diretiyordu. Inanmasi güç ama aynen böyle diyorlardi. Gerçekten de yasada buna benzer seyler yaziyor. 12 Eylül’ün antidemokratik kararlarindan biri. Bu kadar her seye aykiri bir yasayi hayal etmek bile zor. Akil, mantik ve sagduyuyla, insan haklarıyla, anayasayla, Türkiye’nin gerçegi ve dünyanin gidisatiyla, her seyle, hatta kendi kendisiyle bile çelisen bir yasa... Ama bu yasa sayesinde SHÇEK bütün kurumlari kendine bagladi. Bildigim kadariyla bir tek biz direndik.

Dava nihayet sonuçlandı ve karar taraflara tebliğ edildi. Sonuç tahmin ettiğim gibi çıktı.

Bu dava yüzünden, birçok dostumuz korkup Nesin Vakfi’na bagislarini kesti ve oldukça zor durumda kaldigimiz anlar oldu. Oysa biliyordum davanin lehimize sonuçlanacagini, hiç kusku duymadim. Dava aleyhimize sonuçlansaydi da sorun olmazdi. Sorunlara çözüm bulmak bizim isimiz, hatta varolus nedenimiz!

Son mektubumdan bu yana Vakif’ta neler oldu?

Aziz Nesin’in yeni bir kitabi çikacak: Birlikte Yasadiklarim Birlikte Öldüklerim. Yakin dostlarini anlatan bir kitap. Aziz Nesin’in eski Türkçe notlarini Nurcan Bosdurmaz ve Elvan Topallı’yla çevirdik. Oldukça gürültü koparacagini saniyorum. Her yazdigini yayimlayamadik tahmin edilecegi üzere...

Çocuk sayimiz artti. Simdi 41 çocuguz, 21 kiz ve 20 erkek. Üç çocuk daha almak üzereyiz. En küçügümüz hâlâ daha Gül, 4 yasinda. Çok simartiliyor. Hakkidir, simarsin! Yeni bir Umut geldi Vakf’a. Daha önceki Umut’un adi “Eski Umut” oldu. Eski Umut’un her yeri yara bere içinde, bir yerini kanatmadigi gün yok gibi. Neslisah “her seyi okurum” döneminde.

Birkaç gün içinde havuzumuzun açilisini yapacagiz. Çocuklar çildiriyorlar havuza girecegiz diye.

Çalisan sayimiz 18’den 16’ya indi. Çok sevdigimiz iki ögretmenimiz Vakif’tan ayrildi ne yazik ki. Acilen iki ögretmene ihtiyacimiz var.

Çiftlik bitti. Alti büyükbas hayvani, otuz kadar koyunu, tavukları, ördekleri, hindileri çiftlige tasidik. Böylece Vakif bahçesi biraz nefes aldi. Hayvanlarimizi çok seviyorduk ama Vakif arazisine hepimiz sigamiyorduk. Ayrica bahçeye ve bostana çok zarar veriyorlardi.

Tereyagimiz o kadar güzel ki, üstüne biraz ekmek serpip yiyoruz. Bunun disinda peynir, çökelek, yogurt, kaymak ve elbette yumurta. Yakinda ari kovanlarimiz da olacak. Iki de büyük sera yaptik. Tüm ihtiyaçlarimizi olabildigince kendimiz gidermeye çalisiyoruz. Nesin Vakfi’ni Nesin Vakfi yapan önemli ilkelerden biridir üreticiliktir.

Vakif asçimiz Abuzer Usta güvercin yetistirmeye merak sardi. Onlarca bembeyaz paçali güvercin basimizin üstünde takla atip duruyor. Fonda masmavi gökyüzü o kadar güzel görünüyorlar ki.

Bülbüllerimizden ve adlarini bilmedigim diger vahsi kuslarimizdan hiç sözetmedim bugüne dek. Sabah aksam susmazlar ve insani uyutmazlar. Hele bülbüller... Özellikle dereboyunda.

Acaba bu Vakif’ta olan her sey gerçekten mi çok güzel yoksa bana mi öyle geliyor? Kurbagalarin sesi bile kulagima müzik! Ama galiba bu Vakif’ta kendimize apayri bir dünya yarattik. Duvarlarimiz bile soluyor o havayi.

23 Nisan’da üçüncü çocuk senligimizi yaptik. Marssiz, söylevsiz, uygun adimsiz bir senlik, her seyin çocuklar için oldugu bir senlik. Adina “bayram gibi bayram” dedik ve cuk oturdu bu ad. Neler yoktu ki? Duvar boyama, yüz boyama, bez boyama, bez baskı, resim, seramik, akil oyunlari, komik oyunlar, palyaço, uçurtma yapma ve uçurma, karikatür, satranç, tiyatro, beden perküsyon, müzik... Çocuklar kendilerinden geçtiler. Bahçe de sarhos edici bir güzellikteydi. Çiçek kokulari bayiltici düzeydeydi.

Ardindan Mayis piknigimiz oldu. Bugüne kadar görmedigimiz bir kalabalik geldi. Gece sarkilar söylendi, türküler yakildi, tamtam sesleri ayyuka çikti. Kimbilir dans da edilmistir. Ben katilamadim. Herkes eglenemez ki, birilerinin de çalismasi lazim.

Bu mevsimde Vakif çok güzeldir. Bekleriz. Keske bes dakikaligina o da gelip görebilse.

Ali Nesin